Bu forum çerez kullanır
Bu forum, kayıtlıysanız oturum açma bilgilerinizi ve değilseniz son ziyaretinizi saklamak için tanımlama bilgilerini kullanır. Çerezler, bilgisayarınızda depolanan küçük metin dokümanlardır; Bu forum tarafından oluşturulan çerezler yalnızca bu web sitesinde kullanılabilir ve güvenlik riski oluşturmaz. Bu forumdaki tanımlama bilgileri ayrıca okuduğunuz belirli konuları ve bunları en son ne zaman okuduğunuzu da izler. Lütfen bu çerezleri kabul edip etmediğinizi onaylayın.

Bu sorunun tekrar sorulmasını önlemek için, seçeneğinize bakılmaksızın tarayıcınızda bir çerez saklanacaktır. Altbilgideki bağlantıyı kullanarak istediğiniz zaman çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz.

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 82,251
» Son Üye Larrypiogs
» Toplam Konular 18,407
» Toplam Yorumlar 79,457

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Şu anda 34 aktif kullanıcı var.
» (0 Üye - 33 Ziyaretçi)
Bing

Son Yazılanlar
Satılık HP 840 G2
Forum: İkinci El Satılık
Son Yorum: admin
26-07-2025, 10:50
» Yorum 1
» Okunma 396
AMD Ryzen 10000 Serisi Ze...
Forum: Kullanıcıların gönderdiği haberler
Son Yorum: admin
08-06-2025, 18:44
» Yorum 1
» Okunma 653
Samsung S24FE alınır mı?
Forum: Cep Telefonu
Son Yorum: admin
02-06-2025, 11:28
» Yorum 1
» Okunma 632
Google Pixel Cihazlarında...
Forum: Android ve Andorid Uygulamaları
Son Yorum: Aviatorder
26-05-2025, 18:52
» Yorum 1
» Okunma 3,169
Apple ios 19 ne zaman çık...
Forum: Donanım Haberleri
Son Yorum: admin
26-05-2025, 16:12
» Yorum 0
» Okunma 321
Linux Mint 22.2 Zara
Forum: Kullanıcıların gönderdiği haberler
Son Yorum: tekken29
26-05-2025, 11:50
» Yorum 1
» Okunma 389
Amiga Sensible World of S...
Forum: Commodore 64 Amiga Oyunları
Son Yorum: admin
19-05-2025, 00:43
» Yorum 0
» Okunma 503
Discord giremiyorum DNS o...
Forum: Online İletisim Araclari
Son Yorum: admin
19-05-2025, 00:33
» Yorum 1
» Okunma 498
Motor plakamı kaybettim d...
Forum: KONU DISI
Son Yorum: admin
17-05-2025, 19:23
» Yorum 3
» Okunma 609
Doğru tansiyon aleti nası...
Forum: Donanım İnceleme
Son Yorum: ademc
17-05-2025, 13:08
» Yorum 1
» Okunma 9,118

 
  HDD SORUNU
Yazar: KaNkA - 26-10-2006, 17:38 - Forum: Harddisk - Yorum (9)

Arkadaşlar bende 8.4 gb sgate marka hdd var. bu hdd makinaya 2 inci hdd olarak takıyorum yani slave olarak benim hdd master ama makina 2 inci takdığım hdd görmüyor bu konu hakkında gerçekten bilgisi olan arkadaşlar cvp yazarlar ise sevinirim....

Hadi BYee...

Bu konuyu yazdır

  Anakart yanıyor mu??? :)
Yazar: uyk_RA - 26-10-2006, 17:37 - Forum: Donanım Teknik Destek - Yorum Yok

Sistem
Asus p5 W dh deluxe anakart
Core duo 6400
Sapphire x1950 xtx 512mb
G-skill 2GB 800 5-5-5-15
2 tane Seagate Barracuda 250gb 16mb NCQ

işlemci sıcaklığı 30 C
Ekran kartı 55 C
harddiskler 38-40 arası

sorun anakartın sıcaklığı 50-55 derece arası
kasam NZXT yanda ve arkada birer 8mil fan var
PSU Silverstone 750W
yandaki fanı kasanın en altına koyduğum zaman güney köprüsüne doğru üflüyor anakart sıcaklığını 30-31 dereceye kadar düşürebiliyorum
bu arada tam güney köprüsünün yanına doğru ekran kartım uzanıyo acaba bu sıcakılık ondan kaynaklaıyor olabilir mi ggerçi kendi fanı var ama aklıma başka birşey gelmiyor
makina yanmasın :))
sıcaklıkları everest ve speed Fan ile ölçtüm yaklaşık aynı değerler

yardımlarınız için saolun şimdideeen

Bu konuyu yazdır

  Temiz P4 Bilgisayar
Yazar: muhendisozkan - 26-10-2006, 15:51 - Forum: İkinci El Satılık - Yorum (5)

Arkadaşlar sistem

*P4 1.8 Ghz İşlemci
*Gigabyte 8IR Anakart
*256 Mb DDR Ram
*64 Mb Ekran Kartı
*17" Phılıps Monitör
*52x Lg Cd-Rom
*16x DVD-RW LG 4163B (Yeni aldım Fakat Leptopda Kullanmam Münkün Olmadığında Satıyorum)
*56k Modem
*1200Watt 2+1 Speaker
*Floppy
*Multimedia Klavye+Mouse
*Çok Sade ve Güzel Bir Kasa

Anakart,modem vs kurulum cd leri yanında

Ankarada olan arkadaşlara elden teslim yapabilirim
575 ytl

kıyas yapmak isteyen arkadaşlara
http://www.hardwaremania.com/forum/ikinc...49988.html

Bu konuyu yazdır

  DONANIM MERKEZİ FORMUNA RESİMLİ BİLGİ NASIL EKLENİR?
Yazar: onurtas07 - 26-10-2006, 15:38 - Forum: Forum Hakkında & Forum Duyuruları - Yorum (1)

MESAJ EKLEMEK İSTİYORUM AMA RESİMLİ OLMUYOR.YARDIMLARINIZI BEKLİYORUM.

Bu konuyu yazdır

  PC NİN KAPANMAMA SORUNU.
Yazar: onurtas07 - 26-10-2006, 15:30 - Forum: PC Bilesenleri ve Genel Donanım Konuları - Yorum (19)

pc kapanmıyor,kapat diyorum ama kapatmıyor,nasıl çözeriz?

Bu konuyu yazdır

  kablosuz nete bağlanma ...
Yazar: brian_ist - 26-10-2006, 13:50 - Forum: Network ve Güvenlik - Yorum (5)

slm arkadaslar


şuan il dışında bir yerde okumaktayım... bilgisayarımı kaldığım yurda götürcem ve yurdun her katında kablosuz modem var ve internet kullanımı ücretsiz.. kablosuz modemden internete balanabilmem için bana sadec bir bluetooth yeterli olurmu yoksa ek parcalar da almam gerekiyo mu ?

yardımlarınız için şimdiden teşk. ederim...

Bu konuyu yazdır

  EKRAN KARTI!
Yazar: onurtas07 - 26-10-2006, 13:44 - Forum: Ekran Kartı - Yorum (8)

[Resim: adszds4.png]

Bu konuyu yazdır

  windows media player sorunu
Yazar: XpassiX - 26-10-2006, 03:56 - Forum: Donanım Teknik Destek - Yorum Yok

ekran karti surucusunu yukledikten sonra windows media player hiç bir video dosyasini acmiyo.fakat surucuyu yuklemeyince veya kaldirdiktan sonra normal bir sekilde video dosyalarini aciyo.acaba sorun neyden kaynaklaniyo olabilir.lutfen yardimci olun.ekran kartim nvidia geforce N6200/TD/256M/A,anakartim albatron

Bu konuyu yazdır

  Başbuğ Atatürk'ün Türkçü Mülakatları
Yazar: Emekli Subay - 26-10-2006, 03:32 - Forum: KONU DISI - Yorum Yok

Başbuğ Atatürk'ün Türkçü Mülakatları

TÜRKÇÜ MÜLAKAT (1)

''- Benim kanaatime göre düşman ihraç teşebbüsünde bulunursa iki noktadan teşebbüs ederdi: Biri Seddülbahir, diğeri Kocatepe civarı!.. Ve benim nokta-i nazarıma göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil parçalarını doğrudan doğruya müdafaa etmek mümkündür. Binaenaleyh alaylarımı, böyle sahilden müdafaa edecek surette yerleştirdim. Bu vaziyet takriben (1914). İşte o günlerden birinde, on iki nisan sabahı idi ki Arıburnu'nda bir hadise cereyan etmekte olduğu, işitilen gemi toplarının sesinden anlaşılmıştı.
Bütün fırka kıtaatının (kıtalarının) harekete hazırlık derecesi tezyit edildi (arttırıldı). Bir taraftan Maydos Mıntıkası Kumandanlığı'ndan malumata intizar etmekte (beklemekte) idim, diğer taraftan da ya kolordunun veya ordunun emrine. Yalnız fırkanın süvari bölüğüne istihsali malûmat (bilgi edinmek) için Kocaçimen istikametine hareket etmesi emrini verdim.
Öğleden evvel saat altı buçukta idi, Halil Sami Bey'den vürut eden (gelen) bir raporla düşmanın Arıburnu sırtlarına çıktığı anlaşılıyor ve buna karşı benden bir taburun mezkûr (adı geçen düşmana karşı sevki isteniyordu. Gerek bu rapordan, Maltepe'de icra ettiğim hususî tarassudat (gözetlemeler) neticesinde bende hâsıl olan kanaat-i kat'iyye (kesin kanaat), ötedenberi imâl-i fikrettiğim (düşündüğüm) gibi, düşmanın Kabaktepe civarında mühim kuvvetle çıkarma teşebbüsü, demek ki, vukubuluyordu. Binaenaleyh bu işin içinden bir taburla çıkmanın mümkün olamayacağını, her halde evvelce tahmin ettiğim gibi bütün fırkamla düşmana incizabın (yaklaşmanın) gayri kabiili içtinap (kaçınılmaz) olduğunu takdir ediyordum.
Artık hiçbir şeye intizar etmeyerek (beklemeyerek) karargâhımın bulunduğu Bigalı köyünde ikamet eden birinci piyade alayı ile cebel bataryasnın derhal harekete geçmek üzere âmîde (hazır) bulundurulmaları, kumandanlarının da emralmak üzere yanıma gelmelerini bildirdim.
Basit bir tertiple Bigalı deresi boyunca giden yol üzerinde alayı bizzat yürüyüşe geçirerek Kocaçimen tepesine tevcih ettim (yönelttim). Bizzat yol bulmak ve müfrezeyi oradan sevketmek suretiyle Kocaçimen tepesine muvasalat edildi (ulaşıldı). Orada denizde bulunan gemilerden ve zırhlılardan başka hiçbir şey göremedim. Düşmanın karaya çıkmış piyadesinin henüz oradan uzak olduğunu anladım. Etraf o müşkül araziyi bilâ tevakkuf (durmakszın) kat'etmek (yürümek) yüzünüden yorulmuş ve yürüyüş umku (derinliği) pek ziyade derinleşmişti. Ala ve batarya kumandanına efradı tamamen toplayıp küçük bir istirahat vermelerini söyledim. Denizden mestur (örtülü) olarak on dakika kadar tevakkuf edecekler (duracaklar), sonra beni takip edeceklerdi. Ben de orada bir Aptalgeçidi vardır, o Aptalgeçidi'nden Conkbayırı'na gidecektim. Yanımda yaverim, emirzabitim ve sertabip ile oralarda tekrar bulduğumuz fırka cebel topçu taburu kumandanı olduğu halde evvelâ atlı olarak yürümeye teşebbüs ettik, fakat arazi müsait değildi. Hayvanları bıraktık, yaya olarak Conkbayırı'na vardık.
Þimdi burada tesadüf ettiğimiz sahne en enteresan bir sahnedir. Ve vak'anın en mühim ânı bence budur.''

Düşman bana benim askerimden daha yakın

''- Bu esnada Conkbayırı'nın cenubundaki (güneyindeki) 261 râkımlı tepeden sahilin tarassut (gözetlenen) ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu muhavereyi aynen okuyacağım! Bizzat bu efradın önüne çıktım:
- Niçin kaçıyorsunuz! dedim.
- Efendim düşman! dediler.
- Nerede?
- İşte, diye 261 râkımlı tepeyi gösterdiler.
Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 râkımlı tepeye yaklaşmış ve kemali serbestiyle (tam bir serbestlikle) ileriye doğru yürüyordu. Þimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir vaziyete duçar (düşmüş) olacaktı. O zaman artık bunu, bilmiyorum, bir muhakeme-i mantıkiye (mantıkî muhakeme) midir, yoksa sevk-i tabiî ile midir,
Kaçan efrada:
- Düşmandan kaçılmaz, dedim,
- Cephanemiz kalmadı, dediler,
- Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim. Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayarı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının ''marş marş''la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitimi geriye saldırdım. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.''

''- Kolun başında bulunan bölük yetişti. Bu bölüğe cephanesiz bölüğü takviye ederek ateş açmasını emrettim. Yanıma gelmiş olan Alay 87 Tabur 2 kumandanı Yüzbaşı Ata Efendi'ye bütün taburlarıyla bu bölüğü takviye ederek 261 râkımlı tepe üzerinden düşmana taarruz etmesini emrettim. Cebel bataryasına Suyatağı'nda mevzi aldırarak düşman piyadesi üzerine ateş açtırdım. Bundan sonra idi ki alay kumandanına bütün alayı ile benim tevcih ettiğim istikametlerde düşmana tararuz etmesini emrettim.''

18 Nisan

''- Yirmi dört saatten beri devam eden muharebe askerin pek ziyade yorgunluğunu mucip olmuştu. Onun için verdiğim bir emirle taarruzu kestim. Fakat kazanılmış olan hattı, tahkim etmekten (sağlamlaştırmaktan) orada mıhlanıp kalmaktan başka vatanı kurtaracak çare yoktu. Binaenaleyh, lâzım gelen emri verdim.''

''Benimle beraber burada muharebe eden bilcümle askerler kat'iyyen bilmelidir ki uhdemize tevdi edilen (omuzlarımıza yüklenen) namus vazifesini tamamen ifa etmek içni bir adım geri gitmek yoktur. Hâb-ü istirahat (uyku ve dinlenme) aramanın, bu istirahattan yalnız bizim değil, bütün milletimizin ebediyyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini cümlenize hatırlatırım. Bütün arkadaşlarımın hemfikir olduklarına ve düşmanı tamamen denize dökmedikçe yorgunluk âsarı (emareleri) göstermeyeceklerine şüphe yoktur.''

''- Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil (karşılıklı) siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikinciler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta (imrenilecek) bir itidal ve tevekkülle (kendini bırakma ile) biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur (bezginlik) bile getirmiyor; sarsılmak yok! Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.''

Parçalanan saat

''- Ortalık açıldıktan sonra idi ki, düşman hakikaten Conkbayırı'nı cehenneme çevirmişti. Denizden, karadan büyük çaplı topların muhtelif cinste mermileri Conkbayırı semasında abitmez tükenmez yıldırımlar vücude getiriyordu.''

''- Sağ tarafta ceketimde bir kurşun yeri gördüm. Yanımda bulunan zabit (şimdi Kütahya Mebusu M. Nuri Bey): ''Efendim, vuruldunuz'' dedi. Ben böyle bir söz şuyu bulursa (yayılırsa) askerlerimizin kuvve-i mâneviyesi üzerinde yapacağı tesiri düşündüm. Elimle zabitin ağzını kapadım.
''Sus'' dedim.
''- O kahramanlar, başlarında fedakâr zabitleri olduğu halde gayr-i kabil-i tevkif (durdurulamaz) savletleriyle (saldırışlarıyla) ilk düşman hattını bire kadar boğdular. Bundan başka önlerine tesadüf eden, imdada gelen bütün düşman kıtalarını perişan ettiler. Hattâ bizim münferit aksamımız (kısımlarımız) boş buldukları istikametlerden denize kadar gitmişlerdir.''

(Başbuğ Atatürk - 1930)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (2)

''- Sakarya meydan muharebesini intaç eden (sonuçlandıran) taarruzumuz, memleketi düşman ordusundan tathir edinceye (temizleyinceye) kadar harekete devam etmek kararının mebdei (başlangıcı) idi.
Malûmdur ki Sakarya harbinin son günlerinde Yunan sol cenahına ordumuz mukabil taarruzda bulundu, işte Yunan ordusunu ricate mecbur eden o mukabil taarruzdur ki ordumuz İzmir'e gelinceye kadar devam etti.'

''- Büyük bir taarruz kararının tatbikatı birtakım istihrazatı istilzam eder (gerektirir). Bu istihzaratın muhtaç olduğu bir zaman vardır. Ancak teahhür ve intizar hiç olmadı denilemez, bunun sebeplerini de mülâhazat-ı siyasiyede (siyasî düşüncelerde) aramak lâzımdır. Filhaika ordularımız çok evvel bugünkü neticeye varmak kudretini iktisap etmişti (elde etmişti).''

''- Yunan askerlerinin, askerlerimizle temas ettikleri vakit kendilerini gevşemiş gibi göstererek ve hakikatte bizi gevşetmeye mâtuf (yöneltilmiş) telkinatta bulunduklarına bakılırsa, bütün bu işâattan (yayma, duyurmadan) maksat ne olduğu tebeyyün (belli olma) eder. Bu suretle bize Yunan ordusunun inhilâline (dağılmasına) intizar ederek meselenin halledileceği ümidini vermek istediler ve bu vâhi (boş) intizar ile geçecek zamanın bizim ordumuzu inhilâle (dağılmasına) uğratacağı zannında bulundular. Son müsademelerde (çatışmalarda) bilhasa Afyonkarahisar, Dumlupınar büyük meydan muharebesi günlerinde düşmanın mukavemet, mücadele ve bütün teşebbüsleri ciddi ve ehemmiyetli idi. Düşman ordusundan Trakya'ya mühim bir kuvvet geçirilmemiştir. Mübalâğa ile bahsi geçen bu kuvvet, yeni teşekkül etmiş yahut teşkilâtı henüz hitam (son) bulmamış ve bir kısmı silâhsız iki üç alaydan ibarettir. Yunan ordusu bütün aksamı ve bütün vesaiti ile Anadolu'nun içinde milletin kalbine saplanmış bir hançer vaziyetinde idi.''

''- Düşman ordusu kumanda ve zabitan heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının kumanda ve zabitan heyetinden dûn (aşağı) olduğuna şüphe yoktur. Ancak Yunan kumandanları ve zabitleri ordularını kurtarmak için her çareye büyük gayretlerle tevessül ettiler (giriştiler).''

''- Ordularımızın sevkûlceyş (strateji) ve tâbiye harekâtı günlere düşmanın gözü önünde ve tayyarelerinin keşfiyatı altında cereyan etti. Bu harekâtımızı baskın zannediyorlarsa söylediklerinin doğru olması lazım gelir. Fakat ben zannediyordum ki Yunan kumandanlarıyla erkân-ı harbiyesi ordularımızın hazırlığından ve harekâtından haberdar idi. Ancak ordularına ve bilhassa Afyonkarahisar, Seyitgazi, Eskişehir ve bütün cephelerde bir seneden beri çalışarak vücuda getirdikleri ve her nevi vesaitle takviye ve teçhiz ettikleri müstahkem mevzilerine, külliyetli topçularına, nihayetsiz cephane ve mühimmat menbaalarına (kaynaklarına) lüzumundan ziyade güveniyorlardı. Su hakikatten tegafül ediyorlardı ki (yanılıyorlardı ki) insanların mücadelesinde en kuvvetli istihkâm iman dolu göğüslerdir!''

''- Taarruz hareketi Afyonkarahisar cenup cephesinde düşmanın bir kısım hutut-u müstahkemesini (müstahkem hatlarını) çiğneyerek tatbik edilmiş bir yarma hareketi ile başladı. Bunu müteakip düşman ordusu kuvay-ı asliyesinin bir araya gelerek hazır bulunduğu Afyonkarahisar - Dumlupınar meydan muharebesi tesmiye olunan ve beş gün devam eden harpler neticesinde düşman ordusunun kuvay-ı asliyesi artık kuvet olmaktan çıkarılmıştı.''

''- 'Başkumandan Muharebesi' Bu isim, büyük meydan muharebesinin son safhasını teşkil eden muharebeye verilmiştir. Düşman ordusu meydan muharebesi esnasında ikiye parçalanmıştı. Bunun büyük bir kısmı Dumlupınar şimalinde Adatepe civarında bir dereye sıkıştırıldı ve orada imha veya esir edildi.''

''- Tebliğ-i resmîlerimizde sadece harekât-ı askeriyenin devam ve suret-i inkişafını göstermekle iktifa ettik (yetindik). İstihsal ettiğimiz muvaffakiyetlerin ehemmiyet ve azametini o kadar yakından anlamıştık ki bunun ilânını düşmanlarımıza bırakmakta beis (sakınca) görmüyorduk. Muzafferiyetlerimizn düşman ağzından ifade edildiğini işitmek ayrıca bir zevk değil midir?''

Akıncı müteferrik kuvvetler

''- Bu nam altında tebliğ-i resmîlerde gördüğünüz kuvvetler düşman gerilerinde faaliyette bulunmaya memur edilmiş süvari kıtalarıyla bir kısım atlı piyadelerimizdir. Bu kuvvetler mühim işler gördüler, ezcümle birçok kasaba ve köyerimizi yangın ve tahripten kurtarmışlardır.''

''Ordumuzun seri ve şedit (şiddetli) takibatı sayesinde! Filhakika daha taarruza başlamazdan evvel, dört yüz kilometreyi mütecaviz mesafe üzerinde bilâ inkıta (durmaksızın) ve bütün ordularla; düşmana nefes aldırmayacak kadar seri bir takip icra etmek nokta-i nazarından esaslı hazırklıklarda bulunmuş ve tedbirler almıştık. Düşman kuvvetleri büyük meydan muharebesinde mahlûp olduktan sonra Dumlupınar mevzilerinde, Uşak'ın şarkında Takmak, Alaşehir, Salihli civarlarında ve son defa olmak üzere İzmir'in yirmi beş-otuz kilometre şarkındaki müstahzar (hazırlanmış) meteaddit mevzilerde müdafaaya teşebbüs etti. Bu teşebbüslerin her birinde düşman ordusunun bakıyeleri bir defa daha mağlûp ve perişan edilerek ordumuz İzmir'e girdi.''

''- Tertibat-ı askeriyemiz ve tahsis olunan kuvvetlerimiz, her iki hedefe kuvvet ve emniyetle vüsulü temin edecek derecede idi. Nitekim tasavvuratımızda isabet olduğu İzmir'in sabah, Bursa'nın akşam olmak üzere ikisinin ayni günde istirdat edilmiş (kurtarılmış) olmasından tezahür eder.''

''Milletimiz neşve-i zaferle (zafer neşesile) menaf-i hakikiye ve hayatiyeszini (gerçek ve hayatî menfaatlerini) unutacak kadar mahmur olmamıştır!''

(Başbuğ Atatürk - 21 Eylül 1922)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (3)

''- Askere istirahat emrediyorum. Asker dinlemiyor, ve, İzmir'de istirahat ederiz; mukabelesiyle cenk ediyorlar!.''

''- Artık Yunan ordusu namına hiçbir şey mevcut değildir. Hattâ Yunan devleti bile yoktur. Rumeli'deki bir iki fırkadan maada Yunan'ın hiçbir kuvveti kalmamıştır.''

''- Her şeyden evvel şurası bilinmek lazımdır di Büyük Millet Meclisi Hükümeti kapitülasyonların ipkasını (bırakılmasını) asla kabul etmeyecektir. Þayet tebaa-i ecnebiye (yabancı teaa) eskiden olduğu gibi bundan sonra da kapitülasyonlardan istifade etmeyi düşünüyorlarsa aldanıyorlar. Kapitülasyonlar bizim için mevcut değildir ve asla mevcut olmayacaktır.''

''- Þeraitimiz (şartlarımız) çok açık ve çok sadedir. İstiklâlimizin bilâ kayd-ü şart tasdikini talep ediyoruz. Bu mücmel (kısa) cümlede programımızın bütün hutut-u esasiyesi mündemiçtir (bulunmaktadır). Hudud-u millimiz dahilinde bulunan toprakların bize verilmesinde ısrar edeceğiz. Ondan sonra bu topraklar dahilinde tamamıyla müstakil, yani kapitülasyonsuz bir Türkiye yaşamasını istiyoruz. İşte bütün istediklerimiz budur.''

''- Yeni Türkiye'nin eski Türkiye ile hiçbir alakası yoktur. Osmanlı hükümeti tarihe geçmiştir. Þimdi yeni bir Türkiye doğmuştur. Tabii millet değişmemiştir. Aynı Türk unsuru bu milleti teşkil ediyor. Ancak tarz-ı idare değişiyor. Ankara Hükümeti'nden evvel İstanbul'da bir sultan ve bunun hükümeti vardı. Millet, memleketin işlerine, vazifesi kanun yapmaktan ibaret olan bir Meclis vasıtasıyla iştirak edebiliyordu. Bu tarzı hükümet, millete hâhişker (arzuladığı) olduğu istiklal ve hürriyeti vermeye kâfi değildi. Yaşamak ve bunun için de ne lazımsa onu yapmak istiyoruz. İşte bunun içindir ki üç senedenberi tarz-ı idaresini değiştirdi. Yukarıda izah ettiğim hükümete bedel, doğrudan doğruya milletten çıkan bir hükümeti kabul etti. Bu yeni hükümet taraf-ı milletten mansup (nasbedilmiş seçilmiş) ve aynı zamanda hem kuvve-i icraiyeyi, hem de kuvve-i teşriiyeyi haiz mebuslardan teşekkül eder.''

(Başbuğ Atatürk - 1922)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (4)

''- İki inkılâp arasındaki fark, tarif olunamayacak derecede büyüktür zannederim. Birincisi, milletin tabiaten aradığı havay-ı hürriyeti teneffüs ettiğini zannettiren bir harekettir; fakat ikincisi milletin hürriyet ve hâkimiyetini fiilen ve hâdiseten tespit ve ilân eden bir inkılâbı mesuttur ve şüphe yok, yalnız Türkiye'de değil, bütün cihanda nazar-ı ehemmiyete alınmaya lâyık bir teceddüttür (yeniliktir).

''- 10 Temmuz inkılâbı bir hükümdarı müstebitle millet arasında en nihayet kuyut ve şurut ile muvazene arayan bir zihniyeti istihsale mâtuf idi. Halbuki son inkılâp, usul-i meşrutiyeti dahi hürriyet ve istikbâl-i millet için kâfi göremez ve bilâkaydü şart hâkimiyeti, milletin uhdesinde tutan esaslı bir umdeye istinat eder (ilkeye dayanır). Bu umdenin taallûk ettiği şekil, hiçbir vakitte eski eşkâl (biçim) ile mukayese kabul edemez. Bugün Türkiye devleti doğrudan doğruya bir Meclis, bir şûra hükûmeti ile idare olunur ve ilelebet böyle idare olunacaktır. Türkiye Devleti'nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'nin mahiyet-i asliyesini anlayabilmek için, Teşkilâtı Esasiye'sini dikkatle mütalâa etmek lâzımdır. Bu hususta benim tarafından verilen bir nutku gözden geçirmek de muvafık (uygun) olur.''

''- Bunun için bir madde ilâvesine lüzum yoktur. Vaziyeti hakikiye muvacehesinde Meclis buna dair usûlü dairesinde bir karar ittihaz edecek mevkidedir.

''- Þüphesiz şayan-ı kabul göreceği sulh şeraitini tasdik ettiği gün, hikmet-i mevcudiyeti olan vezaif-i milliyeyi ikmal etmiş olacaktır ve Teşkilâtı Esasiye kanununda musarrah olduğu üzere iki sene devam etmek üzere yeni intihabat icra olunacaktır.''

(Başbuğ Atatürk)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (5)

Kapitülasyonlar

''Lâkin şimdiye kadar Lozan, bize şayan-ı hayret ve taaccüb (şaşkınlık) diğer manzaralar da ihzar etmekten (hazırlamaktan) geri durmadı. Kapitülâsyonların konferansta birçok içtimaları (toplantıları) işgal etmiş olması sebebini bir türlü anlayamıyoruz. Bu meselenin mevzuubahs ve müzakere edilmesi bile izzet-i nefs-i millimize (millî izzetinefsimize) tevcih olunmuş bir hakarettir. Kapitülâsyonların Türk milleti için ne derece menfur (nefret edilecek) bir şey olduğunu size tarife muktedir değilim. Bunları diğer şekil ve namlar altında gizleyerek bize kabul ettirmeye muvaffak olacaklarını tasavvur ve tahayyül edenler bu bapta pekçok aldanıyorlar. Zira Türkler kapitülasyonların idâmesinin (devam ettirilmesi) kendilerini pek az bir vakitte ölüme sevkedeceğini pek iyi anlamışlardır. Türkiye, esir olarak mahvolmaktansa son nefesine kadar mücadele ve mücahedede bulunmaya azmetmiştir.
Ümit ederim ki bizimle sulh yapmak istediklerini beyan edenler nokta-i nazarlarında ısrar etmeyerek, bu meselede Türk milletinin azim ve iradesi aleyhine yürümek kaabil olamayacağını anladıklarını yakından göstermeye cesaret edeceklerdir.
Bir fesat ve hiyanet ocağı bulunan, memlekette tohm-ı nifak (ayrılık) ve şikak (uyuşmazlık) saçan, mucib-i şeamet (uğursuzluğa sebep olan) ve felâket olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilâtı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler irâe olunabilir (gösterilebilir?)
Türkiye'nin Rum Patrikhanesi içini arazisi üzerinde bir melce (sığınılacak yer) göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakikî yeri Yunanistan'da değil midir?
Âlem-i medeniyetin unutmaması lâzım gelen bir mühim nokta daha vardır: Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilmekte olan yeni Türkiye, Babıâlinin taht-ı idaresindeki eski Osmanlı İmparatorluğu değildir. Yeni Türkiye şeref ve haysiyet, kudret ve kuvvetini müdrik ve hukukunu muhafaza için mevcudiyetini tehlikeye ilka etmeye (atmaya) de hazır ve âmâdedir.''

(Başbuğ Atatürk - Ocak 1923)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (6)

''- İstanbul'un saf, samimî ve mütevazi kütlesine minnettarım. En müşkül dakikalarımızda kalbimiz onlarla beraber çarpmıştır. İstanbul ahalisi son senelerde çok elemli ve felâketli dakikalar geçirmişlerdir. Her zaman mâsum insanları baştan çıkarmak için uğraşanlar olmuştur. Böylelerinin sözlerine kulak asmamak, onlara tertip olunacak en iyi cezadır. Mücadele hayatımızda elim dakikalar yaşadık. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olmazı lâzımdır.
Memleketimize şöyle pamuk ipliğine bağlanmış bir intizam ve âsâyiş değil, en müterakki (gelişmiş) addolunan memleketlerdeki sükûn gelecektir. Bu noktada Fransa'ya veya İngiltere'ye gıpta etmeyecek bir hale behemehal geleceğiz.
Memleket behemehal asrî, medenî ve müteceddit (yenilik taraflısı) olacaktır. Bizim için bu, hayat davasıdır. Bütün fedakârlığımızın semere vermesi buna mütevakkıftır (bağlıdır). Türkiye ya yeni fikirle mücehhez (donanmış) namuslu bir idare olacaktır veyahut olamayacaktır. Millet ile çok temasım vardır. O saf kütle bilmezsiniz, ne kadar tecerrüd (yenilik) taraftarıdır. İcraatımızda hiçbir zaman, menavi (engeller) bu kesif tabakadan gelmeyecektir. Millet müreffeh, müstakil, zengin olmak istiyor. Komşularının refahını gördüğü halde fakir olmak pek ağırdır. İrticakâr fikirler perverde edenler (besleyenler) muayyen bir sınıfa istinat (dayanabileceklerini) zannediyorlar. Bu, katiyyen bir vehimdir, bir zandır. Terakki yolumuz önüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz, teceddüt vâdisinde duracak değiliz.''

(Başbuğ Atatürk - Aralık 1923)

Derleme: Türkiye Atatürkçüler Birliği Teşkilatı
Savaşan Atsız
Kaynak: http://www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx

(ALINTIDIR)

Bu konuyu yazdır

  Başbuğ Atatürk'ün Dış Basına Türkçü Mülakatı
Yazar: Emekli Subay - 26-10-2006, 03:31 - Forum: KONU DISI - Yorum Yok

Başbuğ Atatürk'ün Dış basına Türkçü Mülakatları

TÜRKÇÜ MÜLAKAT (1)

Chicago Tribune'ün İzmir'e özel olarak göndermiş olduğu muhabiri John Clayton, İzmir'de Başbuğ Atatürk'le aşağıdaki mülâkat'ı yapmıştır:

- Mustafa Kemal Paşa'nın yüz hatlarından yaşını tahmin etmek müşküldür. Otuz yaşında, kırk yaşında tahmin edilebilir.
Bugün kendisini ziyarete gittiğim zaman kartımı yaverine verdim.

''Paşa Hazretleri birkaç dakika meşguldür. Þimdi sizi kabul edecekti'' dedi. Yaver yanımdan ayrılarak gelişimi paşaya haber verdi. Dönüşünden sonra beş dakika kadar bekledim. Nihayet Milli Ordular Başkumandanı bizzat odaya girdi. Teklifsiz ve tekellüfsüz oturdu.

Kemal Paşa ordunun zaferlerinden, Türklerin ulusal isteklerinden garp devletleriyle yakında bir konferansta toplanmak isteğinde bulunduğundan söz açarak dedi ki:

''- Muzafferiyetlerimiz bizim taleplerimizi değiştirmemiştir. Evvelce istediğimiz şeylerden ne daha ziyade, ne daha az şey talep ediyoruz. Misak-ı Millimizde sebat ediyoruz.''

- Müttefiklerle müzakereye hazır mısınız?

''- Onlarla bir arada toplanıp müzakere etmeye ötedenberi âmade (hazır) bulunuyoruz. Misak-ı Milli'nin muhteviyatı bir sayfadan daha az yer tutuyor. Bütün Türk arazisinde hakiki istiklâl istiyoruz. Bizim için artık kapitülasyonlar mevcut değildir. İstanbul'u, Edirne'yi ve Trakya'nın ekseriyeti Türk olan kısmını istiyoruz.''

- İstanbul'da iken beş sene için adli kapitülasyonların bırakılmasına razı olduğunuzu işitmiştim.

''- Kapitülasyonların hiçbir kısmına istisnayı kabul etmiyoruz. Adli, mali veya askeri kapitülasyonların hiçbirini tanımıyoruz.''

- Bahis, ordunun İzmir'e girişinden beri Türk askerinin ve sivillerinin harekâtına intikal etti.

''- Görüyorsunuz ki İzmir'de hiçbir katliam vâki olmadı. Münferit yağma ve katil vukuatını menetmek gayri kabildir. Bir ordu 450 kilometre yol yürüdükten sonra bir şehre girer, sonra geçtiği yerlerde kendi evlerinin yakıldığını, yağmaya uğradığını, akrabasının öldürüldüğünü gözleriyle görürse böyle bir askeri zaptetmek müşküldür. Maamafih intizamın ihlâl edilmediğini görüyorsunuz. Buraya eski hesapları araştırmaya gelmedik. Bizim için mazi gömülmüştür.''

(Başbuğ Atatürk - 20 Eylül 1922)


TÜRKÇÜ MÜLAKAT (2)

Bursa: Sekizyüz Amerikan gazetesi namına hareket eden United Press muhabiri Doktor Edward King İstanbul'dan Başbuğ Atatürk'le telgraf aracılığıyla bir mülâkat yapmıştır.

- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin sulh programındaki esaslı noktalar nelerdir?

''- Misak-ı Milli.''

- Boğazlar meselesinin halli için teklif buyurduunuz suret-i hal (çözüm şekli) nedir?

''- İstanbul ve Marmara'nın emniyeti masun kalmak (korunmak) şartıyla Boğazların cihana açık bulunması esas maksadımızdır. Bu hususta alâkadar devletler ile beraber bulacağımız şekil, mâkul ve muteber olacaktır.''

- Amerika ve Avrupa efkâr-ı umumiyesine daha bazı şeyler bildirmek arzu buyuruyor musunuz?

''- Amerika, Avrupa ve bütün medeniyet cihanı bilmelidir ki Türk milleti her medeni ve kabiliyetli millet gibi bilâ kay-ü şart (kayıtsız şartsız) hür ve müstakil yaşamaya kat'iyyen karar vermiştir. Bu meşru kararı ihlâle (bozmaya) müteveccih (yönelik) her kuvvet Türkiye'nin ebedi düşmanı kalır. Memleketimizin uğradığı tahribatı imar ve senelerdenberi türlü türlü maniler altında tazyik edilen hayat-ı iktisadiyemizin meşru inkişafını temin ve fen ve irfan içinde çalışan bir hayata kavuşmak umde-i sulhiyemizdendir.''

(Başbuğ Atatürk - 24 Ekim 1922)

Derleme: Türkiye Atatürkçüler Birliği Teşkilatı
Savaşan Atsız
Kaynak: http://www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx

(ALINTIDIR)

Bu konuyu yazdır