| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Şu anda 33 aktif kullanıcı var. » (1 Üye - 30 Ziyaretçi) Bing, Google, MitziArguron
|
| Son Yazılanlar |
Satılık HP 840 G2
Forum: İkinci El Satılık
Son Yorum: admin
26-07-2025, 10:50
» Yorum 1
» Okunma 388
|
AMD Ryzen 10000 Serisi Ze...
Forum: Kullanıcıların gönderdiği haberler
Son Yorum: admin
08-06-2025, 18:44
» Yorum 1
» Okunma 638
|
Samsung S24FE alınır mı?
Forum: Cep Telefonu
Son Yorum: admin
02-06-2025, 11:28
» Yorum 1
» Okunma 617
|
Google Pixel Cihazlarında...
Forum: Android ve Andorid Uygulamaları
Son Yorum: Aviatorder
26-05-2025, 18:52
» Yorum 1
» Okunma 3,158
|
Apple ios 19 ne zaman çık...
Forum: Donanım Haberleri
Son Yorum: admin
26-05-2025, 16:12
» Yorum 0
» Okunma 316
|
Linux Mint 22.2 Zara
Forum: Kullanıcıların gönderdiği haberler
Son Yorum: tekken29
26-05-2025, 11:50
» Yorum 1
» Okunma 379
|
Amiga Sensible World of S...
Forum: Commodore 64 Amiga Oyunları
Son Yorum: admin
19-05-2025, 00:43
» Yorum 0
» Okunma 499
|
Discord giremiyorum DNS o...
Forum: Online İletisim Araclari
Son Yorum: admin
19-05-2025, 00:33
» Yorum 1
» Okunma 491
|
Motor plakamı kaybettim d...
Forum: KONU DISI
Son Yorum: admin
17-05-2025, 19:23
» Yorum 3
» Okunma 598
|
Doğru tansiyon aleti nası...
Forum: Donanım İnceleme
Son Yorum: ademc
17-05-2025, 13:08
» Yorum 1
» Okunma 9,101
|
|
|
| Cpu mu Gpu Mu? |
|
Yazar: suleyman67 - 20-03-2006, 15:08 - Forum: Ekran Kartı
- Yorum (2)
|
 |
ilerde grafik işlemciler kullanma başlıcakmış bildiğimiz cpular dışında
grafik işlemcilerin kat kat güçlü olduğu biliniyo artık yani artık bildiğimiz intel amd çöpemi olacak şimdi ?
|
|
|
| Bluetooth nedir ve çalışma prensibi... |
|
Yazar: Tufoli - 19-03-2006, 23:57 - Forum: Mobil Cihazlar
- Yorum (1)
|
 |
Kablosuz Bağlantı:
Son yıllarda adı sıkça duyulmaya başlanan Bluetooth nedir? Daha çok bilgisayarlarla yazıcılar arasındaki kablonun yerini alacağı vurgulanan Bluetooth acaba daha başka neler getirecek? Ne gibi uygulama alanları olabilir? Teknik altyapısı nasıldır? İsmi neden Bluetooth’dur? Bu gibi soruların yanıtları kısa ve anlaşılabilir bir dille aşağıda yanıtlanmaya çalışılmıştır.
Bluetooth nedir?
Bluetooth, kablosuz kısa-mesafeli, ses ve veri haberleşmesini sağlamak için oluşturulmuş ve standard çalışmaları hala devam eden bir sisteme verilen addır. Bugün pek çok insanın kullandığı televizyonların uzaktan kumandası, aslında Bluetooth’un atası sayılabilir. Ancak aradaki en büyük fark, şu an kullanılmakta olan uzaktan kumandalar (TV vb.), IrDA (infra Red Data Association), kızıl ötesi ışık ile veri iletişimini sağlamaktadır. Bluetooth’da ise 2.4 GHz’de radyo dalgaları kullanılmaktadır, dolayısıyla IrDA gibi doğrudan görüş hattı gerektirmemenin üstünlüğünü sunmaktadır.
Bluetooth ismi:
Bluetooth adı, 940 ve 981 yılları arasında yaşamış olan, Danimarka kralı Harald Blatand’dan gelmektedir. Kral Blatand yönetimi süresince ülkesindeki insanların birbirleriyle konuşmalarını dolayısıyla yakınlaşmalarını sağlamıştır ve Danimarka ile Norveç’i birleştirmiştir. Aslında bir Viking olan kral Blatand’ın adı İngilizceye Bluetooth olarak geçmiş, kısa-mesafeli haberleşme sistemi fikrini ortaya atanlar tarafından bu sisteme, Kral Harald Bluetooth’un anısına atfen, Bluetooth adı verilmiştir. Bugün, insanların birbirleriyle konuşmasını salık veren ve Norveç ile Danimarka’nın birleşmesini sağlayan Kral Bluetooth’un adı, cihazların birbiriyle haberleşmesini ve bilgisayarlar ile telekom dünyasının birleşmesini sağlayan sistemin adıdır.
Bluetooth fikri:
Bluetooth fikri ilk kez 1994 yılında Ericsson firması tarafından gündeme getirilmiştir. İlk olarak cep telefonları ile dizüstü bilgisayarları biribirine kablosuz olarak bağlama düşüncesiyle ortaya çıkmış, daha sonra mobil veri (data) kullanımının daha çok artacağı görülünce tüm kısa-mesafeli veri ve ses haberleşmesini içerisine alacak bir sisteme dönüştürülmüştür. Önümüzdeki yıllarda, daha önce mobil ses iletişimi gelişiminde olduğu gibi, mobil veri iletişimininde yaygılaşacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu gelişimin Bluetooth ile birlikte olacağı ise kaçınılmazdır.
![[Resim: bluetooth.jpg]](http://www.filelodge.com/files/room10/246090/bluetooth.jpg)
Bluetooth Özel Çalışma Grubu (Bluetooth SIG):
İster haberleşme, isterse farklı bir alan olsun, Dünya genelinde standartlar devletin kontrolündeki belli kurumlar veya kar-gütmeyen organizasyonlar tarafından belirlenir. Örneğin Avrupa’daki haberleşme sistemlerinin standartları ETSI tarafından, Amerikadaki bazı standartlar ise ANSI tarafından tanımlanır. Türkiye’de ise TSE pek çok standardı belirler ya da ETSI gibi gruplar ile işbirliği yaparak bu standartları oluşturur. Bluetooth ise bu konuda farklı bir yapıya sahiptir. Geleneksel yapılanmanın tersine Bluetooth standartları Bluetooth SIG (Special Interest Group) adı verilen Bluetooth Özel İlgi Grubu tarafından belirlenmektedir. Bu grup ilk olarak Ericsson, Nokia, IBM, Intel ve Toshiba tarafından kurulmuş, daha sonra bu gruba aralarında Motorola, 3Com, Microsoft, Lucent, Qualcomm gibi dev firmaların da bulunduğu yaklaşık 1500 firma katılmıştır. Bu firmalar sürekli bir işbirliği içerisinde çalışmalarını sürdürmektedirler.
Bluetooth standartları, diğer standartların aksine, tümüyle ücretsiz olarak herkese açık standartlardır.
Bluetooth’un kullanım alanı:
Bluetooth’un kullanım alanı olabildiğince geniştir. Kısa-mesafeli haberleşmede hayal edilebilecek pek çok şeye alt yapı sağlayabilmektedir. Bir kaç örnek vermek gerekirse:
-Bilgisayarınızın, yazıcınızın, farenizin kablolarını atabilir, tümüyle kablosuz bağlatıya geçebilirsiniz,
-Bluetooth ile donatılmış cep telefonunuzu çantanızda taşırken, kulağınıza takılı olan kulaklık-mikrofon ile telefon konuşmanızı yapabilirsiniz,
-Arabanızla yolculuk ederken arabanızda bir sorun olduğunda Bluetooth’lu arabanız ve cep telefonunuz aracılığı ile arabanızın tüm diyagnostik bilgilerini servise aktarabilir, hatta servisin aynı altyapı üzerinde arabanıza müdahale etmesini sağlayabilirsiniz,
-Amerika’da, tümüyle Bluetooth altyapısına geçmiş olan “Holiday Inn Hotel”in lobisinde otururken, cebinizden Bluetooth’lu “e-mail kalem”inizi çıkarıp bir kağıdın üzerine istediklerinizi yazip “Gönder” tuşuna basarak e-postanızı gönderebilirsiniz.
-Bluetooth’lu arabanızla Boğaz Köprüsünden veya herhangi bir otoyol gişesinden beklemeden geçiş yaparken arabanız gişe ile haberleşip kredi kartınızdan gerekli ödemeyi otomatik olarak yapabilir. Aynı araçla, aynı işlemi Avrupa gezisine çıktığınızda da yapabilirsiniz.
Daha pek çok bunlar gibi pek çok örnekler verilebilir.
Teknik altyapı:
Bluetooth standardı 10 metre uzaklığa kadar ses ve veri haberleşmesinin sağlanmasını öngörmektedir. Ancak opsiyon olarak bu uzaklık 100 metreye çıkabilmektedir. Haberleşme radyo-link bir yapıyla sağlanmakta ve kanal başına asimetrik 723.2 kbit/sn, simetrik olarak ise 433.9 kbit/sn’lik veri haberleşmesini, aynı anda 64 kbit’lik 3 adet senkron ses kanalını ve aynı anda bir adet senkron ses, bir adet asenkron veri kanalını da destekleyebilmekted ir
Frekans bandı 2.4 GHz ile 2.48 GHz arasındadır. Bu bandın kullanımı lisanssız olup endüstriyel, bilimsel ve medikal (ISM) bant olarak adlandırılmaktadır. Kanal sayısı 1 MHz’lik aralıklarla toplam 79 adet olmakla birlikte Fransa ve Japonya’da 23 adedi kullanılmaktadır. Giriş tekniği olarak, Zaman Bölmeli Çoklu Giriş (TDMA, Time Division Multiple Access) tekniğinin bir türevi olan Zaman Bölmeli İkileme (TDD, Time Division Duplexing) tekniği kullanılmaktadır. Çevre gürültülerine bağışık olabilmesi için ise Frekans Atlamalı Yayılmış Spectrum (FHSS, Frequency Hopping Spread Spectrum) tekniğini FM modülasyonla birleştirerek kullanmaktadır. Taşıyıcı frekansı saniyede 1600 atlama yapmakta, bir başka değişle saniyede 1600 defa kanal değiştirmekte, dolayısıyla ortam gürültüsü ve karışımdan etkilenme asgari düzeye inmektedir. Temel band (Baseband) modülasyonu olarak da GFSK (Gaussian Frequency Shift Keying) modülasyon tekniği kullanılmaktadır.
RF (Radyo Frekansı) çıkış gücü nominal 0dBm (1 mW), opsiyon olarak da 20dBm (100 mW) olarak belirlenmiştir.
Bluetooth’un cihaz başına hedef maliyeti ise 5 USD’nin altındadır.
|
|
|
| Cache (önbellek) nedir |
|
Yazar: Tufoli - 19-03-2006, 23:52 - Forum: Windows & Windows Yazılımları
- Yorum Yok
|
 |
CACHE NEDİR
Siz bir uygulamayı ikinci çağırışınızda ilk çağırışınızdan hızlı açılıyorsa cache bellek ile tanıştınız demektir. Peki bu olayın perde arkası nedir?
Cache Bellek en son yaptığınız işlemleri değerlendirerek bir sonraki yapacağınız işlemi %90 tahmin edip bu bilgileri tutan L1 ve L1 in %10 tutturamaması durumunda bu %10 un da %90’ı oranında (siz hesaplayın artık) tahmin edip bu bilgileri tutan L2 adında işlemci çekirdeğine gömülü iki adet statik Ram den oluşur.
Cpu L2’de de bu bilgileri bulamamsı durumunda RAM’e gider. Orada da yoksa HDD’e gider.
Cache Belleği ilk icat edildiği yıllarda board üzerine koymuşlar ve sadece L1’den oluşuyormuş. O zamanlar da bu tahmin mekanizması bayağı işe yarasa da board üzerinde olduğu için Cpu L1 ile iletişime geçeceği zaman board’un veri yolu hızına düştüğü için pek şimdikisi kadar kullanışlı değildi. Abiler bu Cache’i Cpu içine koymak istiyorlardı. Fakat bu o kadar kolay değildi. Milyonlarca transistörü Cpu içine koyan adamlar, bir türlü Cache’i çekirdeğe gömemiyorlardı ki çekirdek hızında erişebilsinler. Bir ara akıllarına bir fikir geldi. Madem biz bunu çekirdeğe koyamıyoruz çekirdeğe en yakın yere koyalım dediler ve bu fikrin ürünü olan SLOT işlemciler piyasaya çıktı. Bu tip işlemcilerde çekirdeğin etrafında Cache’ler görülebilir. Fakat bu yöntemle hem istedikleri performans’ı alamadılar hem de işlemci board üzerinde dikine durduğu için sabitlemek zor oluyordu. Bir süre sonra Cachle’i çekirdeğe gömmeyi başardılar. Hatta L2 ile birlikte. Cache li işlemciler normallerinden daha pahalıydı. Çünkü cache’i çekirdeğe gömmek zor bir işlemdi. Öyle ki ürettikleri 100 işlemciden 98’ini çöpe atmak zorunda kalıyorlardı.
İşte bir işlemci alırken dikkatimizi çeken 512 cache olayının hikayesi kısaca böyle.
Nasıl Çalışır?
Her zaman şu örnek verilir. Bir lokantaya ilk defa gidip bir kase çorba istediğinizde Çorbanın yapılıp gelmesi uzun sürebilir. Eğer yemeğin yapıldığı yerin(HDD) hemen ön tarafında belirli bir miktar yemeği sıcak tutabilecek bir hazne varsa (RAM) ve siz oradaki çeşitlerden birini yiyecekseniz çorbanın pişmesini beklemezsiniz. Siz eğer aynı yere daha sık gelmeye başlarsanız garson sizi tanır ve sizin geleceğiniz saatlerde yemek arabasına(L2) sizin çeşitlerinizi de koyar. Sürekli müşterisi olursanız ve %90 aynı siparişleri veriyorsanız geleceğiniz saatte çorbanızı masanızda(L1) hazır bulursunuz.
Ne işe yarar?
İşte siz örn: Excel’i ilk açtığınızda normal hızda açılır. 2. Açtığınızda nasıl açıldığını bile fark edemezsiniz.
Cache farkını Setup’tan L1 ve L2 seçeneklerini DİSABLE yapıp test edebilirsiniz.
Statik ram den bahsettik onu da açıklayalım;
Çalışma prensibi olarak temelde 2 tip RAM vardır. Dynamic ve Static.
Static RAM makine açık olduğu sürece üzerine yazılan veriyi tutabilir. Transistörlerden imal edilmiştir.
Dynamic RAMler üzerindeki veriyi tutabilmek için belirli aralıklarla kondansatörlerle tetiklenmeleri gerekir. Aksi takdirde üzerindeki veri kaybolur. Bunun için ana kart üzerinde bu tetiklemeyi yapacak ayrı bir devre dizayn edilmiştir ve bu yüzden dynamic ramler cache bellek olarak çekirdekte kullanılamazlar. Bildiğimiz ramler Dynamic ramdir. Static ramler yapılarında transistör kullanıldığı için daha pahalıdır.
|
|
|
| İşlemciler (CPU) Nasıl Çalışır? |
|
Yazar: Tufoli - 19-03-2006, 23:50 - Forum: İşlemci
- Yorum (2)
|
 |
[right:853a6475a6]http://www.filelodge.com/files/room10/246090/intro-cpu.jpg[/right:853a6475a6]
[right:853a6475a6]http://www.filelodge.com/files/room10/246090/CPU-370GU-S.jpg[/right:853a6475a6]CPU’nun (Central Processing Unit, Merkezi İşlem Birimi), bilgisayarlarımızın temel parçası olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bir sistemdeki herhangibir parça ne işe yararsa yarasın mutlaka işlemciye (yazının daha başı ama kalan bölümde CPU yerine hepimizin kullandığı işlemci kelimesini kullanacağım) bağımlı olarak çalışır. Klavyedeki tuşlara her basışınız, yaptığınız her fare hareketi bile bir şekilde işlemciye uğrar. Kullandığınız işlemci, herşeyden önce sisteminizin performansını ve kullanabileceğiniz işletim sistemlerini belirler. Hatta çoğumuz bilgisayar alırken ilk önce işlemciyi belirleriz. Þimdi AMD - Intel savaşını (çok istediğinizi biliyorum ama bu yazının amacına pek uygun değil) bir yana bırakıp işlemcilerin nasıl çalıştığına bir göz atalım.
Mantık Kapıları ve Boolean Mantığı
Hangi işlemciyi kullanırsanız kullanın çalışma prensibi aynıdır: Bir işlemci elektriksel sinyalleri 0 ve 1 (ikili sistemle çalışan bilgisayarlarımız için anlamlı olan tek değerler) şeklinde alır ve verilen komuta göre bunları değiştirerek sonucu yine 0’lardan ve 1’lerden oluşan çıktılar halinde verir. Sinyal yollandığı zaman ilgili hatta bulunan voltaj o sinyalin değerini verir. Örneğin 3.3 voltla çalışan bir sistemde 3.3 voltluk bir sinyal 1, 0 voltluk bir sinyal de 0 değerini üretir.
İşlemciler aldıkları sinyallere göre karar verip çıktı oluştururlar. Karar verme işlemi her biri en az bir transistörden oluşan mantık kapılarında yapılır. Transistörler, girişlerine uygulanan akım kombinasyolarına göre devreyi açıp kapayabilen ve bu sayede de elektronik bir anahtar görevi gören yarıiletken devre elemanlarıdır. Modern işlemcilerde bu transistörlerden milyonlarca tanesi aynı anda çalışarak çok karmaşık mantık hesaplarını yapabilirler. Mantık kapıları karar verirken (yani akımın geçip geçmeyeceğini belirlerken) Boolean Mantığı’nı kullanırlar. Temel Boolean operatörleri AND (ve), OR (veya) ve NOT’tır (değil). Bu temel operatörlerle birlikte bunların değişik kombinasyonları kullanılır, NAND (not AND) gibi.
Bir AND kapısının 1 değerini verebilmesi (yani akımı iletebilmesi için) iki girişindeki değerin de 1 olması (yani iki girişinde de akım olması) gerekir. Aksi takdirde 0 değerini verecek; yani akımı iletmeyecektir. OR kapısında ise akımın iletilmesi için girişlerin ikisinde de akım olmalı veya ikisinde de akım olmamalıdır. NOT kapısı ise girşindeki değerin terisini çıkışına verir.
[left:853a6475a6]http://www.filelodge.com/files/room10/246090/image001.gif[/left:853a6475a6] [right:853a6475a6]http://www.filelodge.com/files/room10/246090/image003.gif[/right:853a6475a6]
[right:853a6475a6]http://www.filelodge.com/files/room10/246090/image004.gif[/right:853a6475a6]NAND kapıları çok kullanışlıdır, çünkü bu kapılar sadece iki transistör kullanarak üç transistörlü AND kapılarından daha fazla işlevsellik sağlarlar.
Bunların yanında NOR (not OR), XOR (eXclusive OR) ve XNOR (eXclusive not OR) gibi değişik kapıların değişik kombinasyonlarından oluşan ve çok daha farklı aritmetik ve mantık işlemleri için kullanılan kapılar vardır.
Bu mantık kapıları dijital anahtarlarla beraber çalışırlar. Oda boyutundaki bilgisayarların zamanında bunlar bildiğimiz fiziksel anahtarlardı fakat günümüzde MOSFET (Metal-Oxide Semiconductor Field-Effect Transistor) denen bir çeşit transistör kullanılır. Bu transistörün basit ama hayati öneme sahip bir görevi vardır: Voltaj uygulandığında devreyi açarak veya kapatarak tepki verir. Genel olarak kullanılan MOSFET türü, üst sınırda veya ona yakın voltaja sebep olan bir akım uygulandığında devreyi açar, uygulanan voltaj 0’a yaklaşınca da devreyi kapatır. Bir programın verdiği komutlara göre milyonlarca MOSFET aynı anda çalışarak gerekli sonucu bulmak için akımı gerekli mantık kapılarına yönlendirir. Her mantık kapısı bir veya daha fazla transistör içerir ve her transistör akımı öyle kontrol eder ki, sonuçta devre kapalıyken açılır, açıkken kapanır veya mevcut durumunu korur.
![[Resim: image005.gif]](http://www.filelodge.com/files/room10/246090/image005.gif)
AND ve OR kapılarının şemalarına bakarak nasıl çalıştıkları hakkında fikir sahibi olabiliriz. Bu iki kapıda iki sinyal alıp onlardan bir sinyal üretir. AND kapısından akım geçmesi için girişlerine uygulanan sinyallerinin ikisinin düşük de voltajlı (0) veya ikisinin de yüksek voltajlı (1) olması gerekir. OR kapısında ise giriş sinyallerinden birinin değerinin 1 olması yeterlidir akımın geçmesi için.
Her girişteki elektrik akışını o girişin transistörü belirler. Bu transistörler devrelerden bağımsız ayrı elemanlar değillerdir. Çok miktarda transistör yarı-iletken bir maddenin (çoğu zaman silikonun) üzerine yerleştirilip kablolar ve dış bağlantılar olmadan birbirine bağlanır. Bu yapılara entegre devre denir ve ancak bu entegre devreler sayesinde karmaşık mikroişlemci tasarımları yapılabilir.
Güncel işlemciler mikroskobik boyuttaki transistörlerin dirençler, kondansatörler ve diyotlarla bir araya getirilmesinden oluşan milyonlarca karmaşık mantık kapısından oluşur. Mantık kapıları entegre devreleri oluştururken entegre devreler de elektronik sistemleri oluşturur.
ALINTIDIR...
|
|
|
|